17 AĞUSTOS..
Yazıma başlamadan önce 17 Ağustos1999 yılında
meydana gelen depremde vefat eden annem, yakınlarım ve tüm insanlar için.. Bu yazımı onlara ithaf
ediyorum.
17 Ağustos tarihi, büyük felaketten önce.. O tarih
kiminin doğum günü, kiminin evlilik yıldönümü tarihi idi. Ama 17 ağustos 1999 gecesi saat 03:02'de meydana
gelen deprem ile artık resmi rakamlar 15 bin diyor ama 40 bine yakın insanın ölüm tarihi oldu. Ve kimi insanında
hayallerinin, geleceğinin, mutluluğunun bittiği tarih oldu. Her şey Allah'tandır. Buna kimse laf
diyemez ama kaderi insanlar biraz da olsa tayin eder. Nasıl mı? Evleri yaparken eksik malzeme ile zemin etüdünü
yapmadan 3 kuruş fazla cebine para girecek diye olanca hırsızlık entrikaları ile insanları hatta
kendini bile düşünmeden yapılan o çürük binaları yaparken, insan kendi ölüm kaderini tayin etmiş, hatta
kendini ölüme atamış oluyor.
İşte 40 bine yakın insanımızın ölümüne
sebep olan bu içinde para hırsı bürümüş saygıdeğer mütahitlerimiz de insanlarımızın
böyle kaderleri ile oynuyor.Ne mi geçti bu 7 yılda? Ne mi değişti ya da? Hiçbirşey. İstanbul
denilen 16 milyona yaklaşan Dünyanın metropol sehirlerinden bir tanesini tehdit ediyor şimdi bu fırtına. İnsanlar
şu an hayata devam ediyor ama en ufak bir sarsıntıda kendilerini dişarı atmak için hatta ve hatta
balkonlardan atlayıp kendilerini olmayacak bir tehlike içerisine sokuyorlar. Can tatlıdır..
Peki neler yapılıyor büyüklerimiz tarafından; Bence
hiçbir şey. İstanbul aşığı sayın başbakanımızın acil önlem planına
aldığı hatta AKOM adında bir merkezin kurulmasını sağladığı ya da vesile
olduğu bir yer olan İstanbul'da deprem ile ilgili sadece ve sadece ceset torbası alımı ve anadolu
yakasında büyük bir arazi alınıp mezarlık yapıldı. İşte acı gerçek benim arastirma
gazetecilik ile işim yok. Ben sadece büyük depremde ailesini yitirmiş ve şu anda da eşi ve çocouğu
ile İstanbul'da yaşayan bir vatandaş olarak, gazetecide değil büyüklerimizden rica ediyor,
hatta yalvararak deprem konusunda önlem alınmasını istiyorum. 2 yaşındaki oğlumu ve eşimi
İstanbul'da bırakıp işim geregi İstanbul'dan ayrıldığımda 1 günlüğüne
dahi olsa yüreğimin rahat etmesini istiyorum. Kentsel dönüşüm projelerinin ne zaman geleceği belli olmayan
depreme yatırım olmadığını.. sağlamlığı hiç İstanbul'da oturmamış
bir insan tarafından da kesin gözü ile bakılan ilçelerimizdeki binaların yıkılmasını..
ota çöpe, silaha mermiye ayıracağımız paradan azda olsa ki bu deprem ile ilgili alınacak önlemlerin
(maddi miktarı bilimadamlarımızın açıklamalarına gore 100 milyar dolar) bu paranin İstanbul
için kullanılmasını.. devlet büyüklerimizden rica ediyorum.
Bunlar hayal değil. Bir ilkokul öğrencisinin amcalarından
ricasida değil. Artık bu gerçek ile yasamalıyız ama gerçeğe önlem alarak cevap vermeliyiz. Çünkü
bilinmelidirki İstanbul Türkiyenin omurgası kalbi. İşte bir depremde omurga kırılır yaşam
felç olur, kalbi durur ve ölüm kaçınılmaz olur. İşte 17 Ağustoslarda değil, deprem için
önlem önlem önlem.. Başka bir şey değildir. Sizlerden ricam devlet büyüklerim ben şimdi buraya 17 ağustosta
enkazda ölmüş kolu dışarda kalmış bayanların bileziklerini almak için eli kolu kesen canilerden
bahsetmiyeceğim. Çünkü İstanbul'da bir deprem de bundan daha kötüsünü görecek eğer sağ kalan insan
olursa. Uzmanlar en az 2 milyon insanın ölümünden bahsediyor. Hayır efendim en az 7 milyon insan ölecektir. Bu bir
gerçek. Daracık mahalleler, çarpık yapılaşma kurtaramama ve acizlik.. İşte belkide bügün
yayınladık bu yazımızı. İşte bugün 17 ağustos. Tam 7 yıl geçti üstünden. Hala
sıcak bir agustos aksamını arıyor Gölcük halkı ve sıcak bir ağustos akşamında
dalgalanıyor esen rüzgardan. 17 ağustos mezarlığında bulunan deprem şehitlerinin mezarları
üstündeki çicekler.. Her 17 ağustosta ağlıyor insanlar. Son kez lütfen ne olur bir daha ağlatmayalım
o insanları. Depremde ölenlere bir kez daha Allah'tan rahmet geride kalan sakat, yetim , öksüz, herkese sabırlar
diliyorum ve hepinize güzel günler diliyorum.
Saygılarımla.